DÜŞÜNCE ve İNSAN ODAKLI PLATFORM "Kardeşim sen düşünceden ibaretsin. Geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünür gülistan olursun. Diken düşünür dikenlik olursun." (Mevlana Rumi) "Herkes, insanlığın genel iyilik halini artırmak için küçük de olsa hatta küçücük de olsa çaba sarfetmelidir." (Leo Tolstoy) "Yaradılanı severiz yaradandan ötürü" (Yunus Emre) "Barikâ-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar" (Gerçeğin ışığı fikirlerin çatışmasından doğar) (Namık Kemal) / E-Posta: dusuncekahvesi@gmail.com
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Kasım 2011 Pazartesi
Gaziantep’ten Boston’a…
Mehtap KIZILTAŞ
Öğrenci seçme ve yerleştirme sınavında İstanbul’da işletme bölümünü kazandım. Bu başarıyı elde etmek çok kolay olmadı. Uzun, istikrarlı, yorucu çalışma saatlerinden sonra bu cümleyi söylemek, şampiyonluk kazanmış sporcu mutluluğu gibi oldu.
İstanbul’a kaydımı yaptırmaya geldim. İstanbul’a ilk gelişim değildi her sene tatil için gelir, bir ay kalırdım. Bu kez ise İstanbul’da kalacaktım, yazı’nı kış’ını baharını yaşayacaktım. İstanbul’da iki yıl okuduktan sonra lisans eğitimini tamamlamak için yurt dışına gitmeyi düşündüm.
Gelecekte daha iyi mevki ve kazanç için en büyük rüyam yurt dışında yapacağım eğitimdi. Bu alandaki tüm kursları, üniversiteleri araştırdım. Aklıma ilk gelen ülkeler tartışmasız Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Kanada oldu. Yaptığım araştırmalardan sonra kararımı Boston şehrinden yana verdim.
Boston, Amerika Birleşik Devletleri’nin Massachusetts Eyaleti’nin başkenti ve en büyük şehri. Ayrıca New England olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri’nin Kuzey Doğu Bölgesi’nin de resmi olmayan merkezinde bulunan Cambridge College’de Yönetim İşletmenliği bölümüne kaydımı yaptırdım.
Boston’a gelen göçmenlerin çoğu İtalyan ve İrlanda asıllı. Şuan da Boston, Amerika’da İrlanda kökenlilerin en etkin olduğu şehir olarak bilinir. Gideceğim yerle ilgili araştırmalar yaptım. Renkli bir hayat yaşamak, değişik kültürler ve diller öğrenmek için eğitim döneminin gelmesini heyecanla bekliyordum.
Annem ve babam ise yurtdışına gideceğinden dolayı üzgündü, üç erkek kardeşin en küçüğü olmam ve uzun süre görüşemeyeceğimiz için “seni özleyeceğiz lakin senin geleceğin ve gerçekleştirmek istediğin hedefin” diyerek beni destekliyorlardı. Gideceğim için heyecanlıydım, aslında kimseye söylemesem de biraz da korkuyordum, Türkiye’de Güneydoğunun en gelişmiş şehri Gaziantep’te yaşamıştım. Ailemizde eğitim için ağabeylerim de farklı şehirlerde okumuş eğitimleri bitince yine Gaziantep’e gelip babamla birlikte işyerimizde çalışmaya devam etmişlerdi. Ben ise yurtdışına gidecektim orada farklı renkte, ırkta, kültürde insanları tanıyacaktım.Türkiye’ye yeniden gelirmiydim, gelsem de Gaziantep’te mi, İstanbul’da mı, yaşayacaktım? Bu düşünceler içinde iken hazırlıklarımı tamamlıyordum. Uçuş günüm geldi çattı ve Boston’a uçtum.
Boston’a hava alanına indiğimde heyecandan nefes alamıyordum. Beni ünversite danışmanım karşıladı, kalacağım yurda götürdü. Boston’ın trafik yoğunluğu, dar sokakları,bozuk yolları ve oto park sorunları kendimi İstanbul’da hissettirdi. Yolculuğumuz devam ederken tramvay güzergahlarında ki kırmız, turuncu, yeşil ve mavi renkteki hatlar ile ayrılmış yolların ne olduğunu sordum; kırmızı hat ile Harvard ve Mıt Üniversitesine, yeşil hat ile Boston University ve Boston College’a ulaşabileceğimi, şehirde diğer ulaşım araçları hatta bir çok araba kiralama şirketlerinin olduğunu anlatı. Danışmanım, biz öğrenciler için tramvay ile yolculuğun daha ucuz olduğundan tramvay kullanmamızı önerdi. Şehirde yaptığımız küçük turdan sonra kalacağım yurda ulaştık. Sıcak bir havanın estiği aile pansiyonu atmosferi gibi geldi bana. Görevli kişi odamı gösterdi ve oda arkadaşım ile tanıştırdı. Oda arkadaşım İrlandalı biri idi farklı kültürde, dilde ve dinde biri ile yaşmak güzel olacaktı.
Okulda ilk günler çok hareketliydi değişik ülkelerden dillerden benim gibi öğrenim görmeye gelen yüzlerce kişi vardı. Hocalar kaliteli ve başarılı isimlerdi, alışmak benim için beklediğimden daha kısa sürdü. Bunda en büyük etken yurt dışında Türk Konsolosluğunun bizi yalnız bırakmaması ve ailemin desteği oldu. Burası eğitim kenti neredeyse şehrin yarısı öğrencilerden oluşuyordu. Bölümüm “Yönetim” olduğundan farklı kültür ve desende ki sınıf arkadaşlarımla uyum içinde yaşamak, sorun çözmek, akademik eğitimin yanısıra hayatımızda karışılacağımız sorunlara değişik yorumlar ve çözüm yolları üretmemizi sağlıyordu.
Buraya eğitimin yanısıra renkli bir hayat ve eğlenmek için de gelmiştim şehirde gezilecek başlıca yerleri vardı. Okul ve yurt arkadaşlarımla gittik. Bunların en güzelleri hem karada hem suda giden “amfibik”‘ araç gezintisi ile dikkat çeken Duck Tours, Boston’un en yüksek iki binasından şehri izleyebilceğimiz Prudential Towers and John Hancock Building, şehrin kalbi olan 1857′den kalma tarihi binaların olduğu Newbury Steet caddesini gezdik. Gezilecek görülecek daha bir çok yer var bunları da ileri ki zamanlarda gezmeyi umut edip derslerimizi çalışmaya devam ettik.
Eğitim hayatım halen devam ediyor, burada mutluyum, sorumluluk duygum ve insanlara bakışım farklılaştı. Ama içimde ki özlemde gitgide artmaya başladı. Ülkemden uzakta geçirdiğim ilk senemde bu hasrete dayanmak bana sabrı ve azmi öğreti. Okulumu iyi derece ile tamamlayıp yurdumda mesleğimi icra etmeye karar verdim. Yolun başında ki kararsızlıklarımın yerini aldığım kararlar aldı.
Yaz döneminin yaklaşmasıyla sınavlar, dersler ve projeler hız kazandı. Bu yoğunluktantan kurtulup çok çok özlediğim aileme, anneme koşmak istiyordum. Burada olduğum sürede aileme ve ülkeme olan sevgimin ne denli büyük olduğunu idrak ettim. Tabi annemin yaptığı yemeklerin kıymettini, akşamları babamla ve aağbeylerimle oturduğum sofranın kıymetini… En önemlisi herkesin muhakkak bir vatana sahip olmasının gerektiğini yaşayarak öğrendim. Aidiyet önemli bir olgu, nerde olursan ol bir yere ait olmak oraya dönmek gerek.
ilgili konular
edebiyat,
eğitim,
şehir-gezi
7 Eylül 2011 Çarşamba
Kahve Dostlarından Gelenler (IX)
- KURULUŞUNUN 85. YILDÖNÜMÜNDE “TALİM VE TERBİYE”NİN TÜRK EĞİTİM VE KÜLTÜR POLİTİKALARINDAKİ YERİ, Kemal Kocak
- AÇLIĞIN GÖZYAŞLARI, I.Hakki Zirh
- “KÜRT SORUNU VE TARİHE GEÇMEK”, Sabahattin Talu
- Bagimsiz Yasam Istegi, H.B. Paksoy
- Basari ve Basarisizlik, H.B. Paksoy
- Türk lirası’ndaki resimler, Nurullah Aydin
1 Ağustos 2011 Pazartesi
2011 LYS Sonuçları, Tercih Yapma Kriterleri, Öğrencilere Burs sorunu
Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi
29 Temmuz 2011, Adana (iortas@cu.edu.tr)
29 Temmuz 2011, Adana (iortas@cu.edu.tr)
Bir ülkenin geleceği, gücü ve uluslararası etkinliği sahip oluğu yetişmiş insan gücü ile değerlendirilmektedir. Yetişmiş insan gücü sağlama potansiyeli de üniversiteye giden öğrencinin eğitim ve öğretim niteliği ile belirlenebilir. Ülkemizin insan gelişmişlik düzeyi, yaşam standarttı ile eğitimli insan gücü arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Bu bağlamda ülkemizin geleceği hakkında bir öngörüde bulunacaksak öncelikle üniversiteye girmek isteyen yaklaşık 1.6 milyon gencimizin akademik ve kültürel düzeyinin bir yansıması olan sınav başarısına bakmak yeterli görülüyor.
2011 yılı genel LYS öğrenci başarı düzeyi
ÖSYM merkezi tarafından basına verilen genel bilgilere göre, geçen yıllara göre genel başarı düzeyi düşük. Bu yıl LYS’ de, sınavlara giren toplam 2 milyon 19 bin 865 adaydan toplam 473′ünün sınavı geçersiz sayıldı. Bu yıl LYS’ de en başarılı olan batıdaki illerden Kilis, Kırşehir, Karabük, Kastamonu, Niğde, Bitlis, Bartın ve Aydın, en az başarılı iller ise Tunceli, Hakkâri, Ağrı, Şırnak, Ardahan ve Artvin illeri olarak sıralandı. En başarılı liseler ise fen liseleri, askeri liseler ile Anadolu liseleri izledi. En başarısız liseler endüstri meslek liseleri oldu. Geçmiş yıllardaki gibi bu yılda kızlar yine en başarılı.
ÖSYM merkezi tarafından basına verilen genel bilgilere göre, geçen yıllara göre genel başarı düzeyi düşük. Bu yıl LYS’ de, sınavlara giren toplam 2 milyon 19 bin 865 adaydan toplam 473′ünün sınavı geçersiz sayıldı. Bu yıl LYS’ de en başarılı olan batıdaki illerden Kilis, Kırşehir, Karabük, Kastamonu, Niğde, Bitlis, Bartın ve Aydın, en az başarılı iller ise Tunceli, Hakkâri, Ağrı, Şırnak, Ardahan ve Artvin illeri olarak sıralandı. En başarılı liseler ise fen liseleri, askeri liseler ile Anadolu liseleri izledi. En başarısız liseler endüstri meslek liseleri oldu. Geçmiş yıllardaki gibi bu yılda kızlar yine en başarılı.
Okul türlerine göre başarı sıralaması
LYS sonuçlarına göre, MF, TM ve TS puan türlerinde toplam 1 milyon 650 bin 225 aday 180 ve üzeri puan alarak lisans programlarında tercih yapmaya hak kazandı. MF’den 382 bin 886, TM’den 689 bin 920, TS’den 577 bin 419 aday 180 ve üzeri puan aldı. LYS’de en başarılı adaylar son sınıf düzeyindeki adaylar oldu. Son sınıf düzeyindeki adaylar MF puan türünde 274.234, TM puan türünde 260.425, TS puan türünde 254. 332 puan ortalamasına sahip olurken, son sınıf düzeyindeki adayları, lise mezunu veya daha önce yerleşememiş adaylar ve üniversitede okuyanlar ile bir yükseköğretim programını bitirmiş adaylar izledi. Okul türlerine göre ise en başarılı liseler devlet fen liseleri oldu. Ancak genel liselerin durum yine içler acısı.
LYS sonuçlarına göre, MF, TM ve TS puan türlerinde toplam 1 milyon 650 bin 225 aday 180 ve üzeri puan alarak lisans programlarında tercih yapmaya hak kazandı. MF’den 382 bin 886, TM’den 689 bin 920, TS’den 577 bin 419 aday 180 ve üzeri puan aldı. LYS’de en başarılı adaylar son sınıf düzeyindeki adaylar oldu. Son sınıf düzeyindeki adaylar MF puan türünde 274.234, TM puan türünde 260.425, TS puan türünde 254. 332 puan ortalamasına sahip olurken, son sınıf düzeyindeki adayları, lise mezunu veya daha önce yerleşememiş adaylar ve üniversitede okuyanlar ile bir yükseköğretim programını bitirmiş adaylar izledi. Okul türlerine göre ise en başarılı liseler devlet fen liseleri oldu. Ancak genel liselerin durum yine içler acısı.
Puan Türlerine Göre Başarı Durumu
Matematik-Fen (MF) puan türlerinden kızlar ortalama 273 bin 98 puan erkekler ise 262 bin 503 ortalama puan aldı. Türkçe- Matematik (TM) puan türlerinde kızlar ortalama 260 bin 739, erkekler ise 254 bin 110 puan aldı. Erkeklerin Türkçe-Sosyal (TS) puan türlerinde kızları küçük bir farkla göre kızlar ortalama 260 bin 978, erkekler ise ortalama 261 bin 483 puan alarak kızların önüne geçtiler.
Matematik-Fen (MF) puan türlerinden kızlar ortalama 273 bin 98 puan erkekler ise 262 bin 503 ortalama puan aldı. Türkçe- Matematik (TM) puan türlerinde kızlar ortalama 260 bin 739, erkekler ise 254 bin 110 puan aldı. Erkeklerin Türkçe-Sosyal (TS) puan türlerinde kızları küçük bir farkla göre kızlar ortalama 260 bin 978, erkekler ise ortalama 261 bin 483 puan alarak kızların önüne geçtiler.
Ham puan dağılımına göre, LYS-1′de Matematik testinde 50 sorunun tamamını doğru yanıtlayan bin 124 aday bulunurken, bu testte 31 bin 51 aday sıfırdan küçük puan aldı. 575 bin 693 kişi 0-5 arasında soruyu doğru yanıtladı.
Geometri testinde 30 sorunun tümünü 2 bin 640 aday doğru yanıtladı. 37 bin 867 aday sıfırdan küçük puan alırken, 568 bin 877 aday da 0-5 arasında doğru soru cevaplandırdı.
LYS-2′de Fizik testinde 224, Kimya testinde 2 bin 504, Biyoloji testinde 522 aday 30 sorunun tümünü doğru cevaplandırdı. Fizik testinde 23 bin 636, kimya testinde 3 bin 764, biyoloji testinde de 4 bin 760 aday sıfırın altında puan alırken, fizik testinde 256 bin 569, kimya testinde 276 bin 471, biyoloji testinde ise 275 bin 445 aday 0-5 soruya doğru yanıt verdi.
LYS-3′teki Türk Dili ve Edebiyatı Testi’nde 2 aday soruların tümüne doğru yanıt verirken, bin 349 aday sıfırdan küçük puan aldı. 0-5 arasında soruyu doğru yanıtlayan aday sayısı 645 bin 376 aday oldu. Coğrafya-1 testinde ise 52 aday tüm soruları doğru yanıtlamayı başardı. 2 bin 55 adayın sıfırdan küçük puan aldığı coğrafya-1 testinde 0-5 arasında soruyu 644 bin 670 aday doğru yanıtladı.
LYS-4′teki Tarih testinde 91, coğrafya-2 testinde 219, felsefe testinde 1 aday soruların tümünü doğru cevap verdi. Tarih testinde 891, coğrafya-2 testinde 3 bin 153, felsefe testinde ise 945 kişi sıfırdan küçük puan alırken, tarih testinde 361 bin 92, coğrafya-2 testinde 358 bin 830, felsefe testinde 361 bin 38 aday 0-5 arasında doğru soru yanıtlayabildi.
LYS-5′teki Almanca testinde 35, Fransızca testinde 1, İngilizce testinde de 3 aday 80 sorunun tümünü doğru yanıtladı. Almanca testinden 56, Fransızca testinden 60, İngilizce testinden 2 bin 431 aday sıfırdan küçük puan aldı.
Öğrencilerin Sorulara Verdiği Ortalama Cevaplar
Matematik 50 sorudan 15.12
Geometride 30 soruda 8.53 geçen sene başarı oranı 10.5
Fizik 30 sorudan 7.53 geçen yıl 9.5
Kimya 30 sorudan 11.43 geçen yıl 14.1
Biyoloji 30 soru 11.37 geçen yıl 12
Türk dili 56 soru 21.8 geçen yıl 27.6
Geometride 30 soruda 8.53 geçen sene başarı oranı 10.5
Fizik 30 sorudan 7.53 geçen yıl 9.5
Kimya 30 sorudan 11.43 geçen yıl 14.1
Biyoloji 30 soru 11.37 geçen yıl 12
Türk dili 56 soru 21.8 geçen yıl 27.6
Öğrencilerin Başarısı Düşük Ancak İlgilenen ve Şikâyetçi Olan Bir Mercii Yok
Üniversiteye gelen öğrencilerin genel kültür düzeyi ve akademik bilgi düzeyinin yetersizliğini her geçen gün düştüğü sık sık vurgulanmaktadır. Ortaöğretimden gelen öğrencilerin gerçekten üniversiteyi okuyacak temel bilgi ve genel kültürden yoksun olarak geldiği rahtlıkla söylenebilir. ÖSYM veriliri ülkemizin öğrencilerinin başarısının düştüğünü açık olarak gösteriyor. Somut öğrenci başarı verilerine göre ortaöğretim ile yükseköğretim arasındaki kopukluk her geçen gün biraz daha artmaktadır. Bu gözlemlerimi ve gidişatı anlamak için son yıllarda genelde öğrencilerin başarı düzeylerini düzenli olarak incelemekte ve görüşlerimi kamuoyu ile paylaşmaktayım.
Üniversiteye gelen öğrencilerin genel kültür düzeyi ve akademik bilgi düzeyinin yetersizliğini her geçen gün düştüğü sık sık vurgulanmaktadır. Ortaöğretimden gelen öğrencilerin gerçekten üniversiteyi okuyacak temel bilgi ve genel kültürden yoksun olarak geldiği rahtlıkla söylenebilir. ÖSYM veriliri ülkemizin öğrencilerinin başarısının düştüğünü açık olarak gösteriyor. Somut öğrenci başarı verilerine göre ortaöğretim ile yükseköğretim arasındaki kopukluk her geçen gün biraz daha artmaktadır. Bu gözlemlerimi ve gidişatı anlamak için son yıllarda genelde öğrencilerin başarı düzeylerini düzenli olarak incelemekte ve görüşlerimi kamuoyu ile paylaşmaktayım.
İlginçtir ki üniversitelerimizin hiç birinden öğrenci başarı durumu ve geleceğe ilişkin ülkenin ihtiyacı olan nitelikli öğrenciyi bünyelerine katmak ve iyi bir eğitim verme konusunda hiç bir görüş ve talep oluşmamaktadır.
Vakıf üniversiteleri bir kaç yıldır daha fazla öğrenci çekmek için sayfa sayfa reklam vermenin ötesinde nitelik ile ilgili çok bariz bir model ve öneri geliştirmemektedirler. Kamu üniversiteleri ki halen öğrencilerin birinci tercihidirler, hiç bir rapor öneri ile YÖK ve Milli Eğitim Bakanından talepte bulunmamaktadırlar. Kamu üniversitelerinin iyi öğrenciyi bünyelerine alması için kendi başarı düzeylerini yukarı çekmek ve yeni teknikler ortaya koyarak geleceğin tercih edilen üniversitesi konumunu sağlayabilirler. Çok ciddi ve emek isteyen bir süreç.
Burs Teklifleri Çok Uçuk
Bu nedenle her gün çarşaf çarşaf verilen ilanlar burs vaatleri, yetkin düzeylerde yapılan açıklamalar bir yana öğrencinin yani üniversite okuyacak kişinin ne düşündüğü çok daha önemlidir. Vakıf üniversitelerin sık sık reklam kampanyaları ile öğrencileri üniversitelerine burs ve diğer imkânlarını da sunarak davet etmektedirler. Bu arada uçuk burs teklifleri yansımaktadır. Profesör maaşından tutun da makam arabası ile üniversiteye taşınması, mezuniyet sonrası iş garantisi gibi vaatler biraz düşündürücü. Üniversitelerin burs vermesi önemli. Hatta kamu üniversitelerinin belirli alanda burs vermesi belirli bilim dallarının geleceği açısından çok önemlidir. Son yıllarda belirli bölümlerden mezun olan öğrencilerin ALES’de yeteli puanı almadıkları için Araştırma Görevlisi ve yüksek lisans öğrencisi bulmakta zorlanmaktadır. Üniversitelerin gelecekteki akademik kadroları için LYS puanı biraz yüksek olan öğrencilere burs vermesi bu anlamda çok daha anlamlı olacaktır.
Bu nedenle her gün çarşaf çarşaf verilen ilanlar burs vaatleri, yetkin düzeylerde yapılan açıklamalar bir yana öğrencinin yani üniversite okuyacak kişinin ne düşündüğü çok daha önemlidir. Vakıf üniversitelerin sık sık reklam kampanyaları ile öğrencileri üniversitelerine burs ve diğer imkânlarını da sunarak davet etmektedirler. Bu arada uçuk burs teklifleri yansımaktadır. Profesör maaşından tutun da makam arabası ile üniversiteye taşınması, mezuniyet sonrası iş garantisi gibi vaatler biraz düşündürücü. Üniversitelerin burs vermesi önemli. Hatta kamu üniversitelerinin belirli alanda burs vermesi belirli bilim dallarının geleceği açısından çok önemlidir. Son yıllarda belirli bölümlerden mezun olan öğrencilerin ALES’de yeteli puanı almadıkları için Araştırma Görevlisi ve yüksek lisans öğrencisi bulmakta zorlanmaktadır. Üniversitelerin gelecekteki akademik kadroları için LYS puanı biraz yüksek olan öğrencilere burs vermesi bu anlamda çok daha anlamlı olacaktır.
Üniversite Tercihlerinde Adayların Bağımsız Karar Vermesi Çok Daha Önemlidir
Bu aralar öğrenci tercihlerinin yaparken aileleri de tedirgin. Her gün onlarca öğrenci ve aileden görüş ve bilgimize başvurulmaktadır. Mevcut hali ile 150 üniversitenin yaklaşık 760 bin kontenjanı olması nedeniyle hemen herkesin bir üniversiteye kayıt yaptıracağı söylenebilir. Hatta bazı üniversiteler kontenjanları doldurmayabilirlerde. Onun için belirli bir puan alanlar için isterlerse herhangi bir üniversiteye girebilirler. Hiç bir kaygıları olmamalıdır. Ancak durumu iyi olan öğrenci için “nasıl bir gelecek” sorusu önemlidir.
Bu aralar öğrenci tercihlerinin yaparken aileleri de tedirgin. Her gün onlarca öğrenci ve aileden görüş ve bilgimize başvurulmaktadır. Mevcut hali ile 150 üniversitenin yaklaşık 760 bin kontenjanı olması nedeniyle hemen herkesin bir üniversiteye kayıt yaptıracağı söylenebilir. Hatta bazı üniversiteler kontenjanları doldurmayabilirlerde. Onun için belirli bir puan alanlar için isterlerse herhangi bir üniversiteye girebilirler. Hiç bir kaygıları olmamalıdır. Ancak durumu iyi olan öğrenci için “nasıl bir gelecek” sorusu önemlidir.
Üniversite tercihlerinde ortalıkta çok fazla söylem bulunuyor. Benim başından beri öğrencilere önerim önce kapasitenizi ve kendinizi tanıyın. Neyi iyi yapıyorsanız, hangi meslek ilginizi çekiyorsa o alana yönelin. Bir başka ifade ile kalbinizin götürdüğü yere gidin. Önemli olan ne olmak istediğinizi ve geleceğinizi nasıl anlamlı kılmak istediğinizi bilmenizdir.
Meslek seçiminde mesleki prestij, para ve diğer ilgi çekici yönlerden çok kişisel ilginiz daha önemlidir. Hayatta her meslek örgütünün bir yeri vardır. Doktorluk ne kadar kutsal bir meslek ise, öğretmenlik de o kadar kutsaldır. Tarım bilimcisi olmak insanlığın beslenme sorunu ile ilgilenmekte olması nedeniyle ziraat mesleği önemli, mühendislik ve sosyal bilimlerde insan hayatını kolaylaştırması bakımından önemli mesleklerdendir.
Hangi Üniversiteler?
Hangi bölüm olursa olsun önemli olan gençliğinizin en anlamlı yaş dönemi olan 18-22 yaş arasında kendinizi nasıl geliştireceğiniz ile ilgilidir. Üniversiteye girdikten sonra asıl olan düzenli çalışmak, sosyalleşmek ve evrensel boyutta bir üniversite öğrencisi olarak kendinizi eğitmeniz ve geleceğe bir üniversiteli gibi hazırlanmaktır.
Hangi bölüm olursa olsun önemli olan gençliğinizin en anlamlı yaş dönemi olan 18-22 yaş arasında kendinizi nasıl geliştireceğiniz ile ilgilidir. Üniversiteye girdikten sonra asıl olan düzenli çalışmak, sosyalleşmek ve evrensel boyutta bir üniversite öğrencisi olarak kendinizi eğitmeniz ve geleceğe bir üniversiteli gibi hazırlanmaktır.
Bütün bilgi birikimi ve tecrübeler göstermiştir ki “hangi üniversitenin hangi bölümünü okumalıyım?” diye kapı kapı uzman görüşü aramak yerine “kendimi geliştirebileceğim hangi üniversite ve bölüm daha iyidir?” diye sorulması daha anlamlı olacaktır. Onun için başından geleceğini belirlemeye çalışan kişi kendisinin nerede görmek istediği daha önemlidir.
Üniversite tercihleri üzerine söylenen onlarca parlak söylemler bir yana gerçek hayata bakmak ve geleceği kurgulamak çok daha önemlidir. Dönem dönem belirli meslekler öne çıkar ancak o alanın meslek enflasyonu oluştuktan sonra o alan bırakılır yeni alanlara bakılır.
Seçkin bir liseden mezun olmak oradan seçkin bir üniversiteye gidip iyi bir eğitim almak önemli ancak ya gönlümdeki okumak istediği alan.
Bunun yolu da.
Bunun yolu da.
Ne aradığını bilmek gerekir.
Seçeceği mesleği tanımak ileride yapacağı işi şimdiden düşünmek
Yeteneklerinin seçtiği mesleğe uygun olup olmadığını bilmek. Mimar olmak istiyorum ancak üç boyutlu düşünme ve çizebilme yeteneğim var mı diye sormak gerekir.
Hangi üniversitenin sosyal yaşam ortamı iyi?
Hangi üniversitenin uluslararası ilişkileri var?
Hangi bölümde uluslararası düzeyde öğretim üyesi kadrosu bulunmaktadır?
İleride lisansüstü eğitim yapmak isteyenler için öğretim kadrosunun bilimsel birikimi, yayın durumu nedir?
Hangi üniversitede öğrenci etkinlikleri ve kendini ifade edebilme özelliği sağlanmaktadır?
Yeteneklerinin seçtiği mesleğe uygun olup olmadığını bilmek. Mimar olmak istiyorum ancak üç boyutlu düşünme ve çizebilme yeteneğim var mı diye sormak gerekir.
Hangi üniversitenin sosyal yaşam ortamı iyi?
Hangi üniversitenin uluslararası ilişkileri var?
Hangi bölümde uluslararası düzeyde öğretim üyesi kadrosu bulunmaktadır?
İleride lisansüstü eğitim yapmak isteyenler için öğretim kadrosunun bilimsel birikimi, yayın durumu nedir?
Hangi üniversitede öğrenci etkinlikleri ve kendini ifade edebilme özelliği sağlanmaktadır?
Üniversite Ortamı ve Akademik İklim Önemlidir
Üniversite akademik personelinin kamuoyundaki tanınmışlığı, akademik başarısı, yayın durumu önemli
Üniversitenin Akademik personel yetiştirme durumu da önemli.
Üniversite akademik personelinin kamuoyundaki tanınmışlığı, akademik başarısı, yayın durumu önemli
Üniversitenin Akademik personel yetiştirme durumu da önemli.
Ayıca üniversitenin sosyal ortamı, öğrencilerin kendilerini özgür olarak ifade edecekleri iklim ve mekânların olması ve üniversite yönetimlerinin hoşgörülü, geniş ufuklu ve dünya gözü ile olaylara bakması önemlidir. Eğer üniversite yönetimleri, dünya üniversitelerini tanımıyorlarsa, gençliğin genel yapısını anlamıyorsa, yeni ufukları ve söylemlere sahip değilse üniversite, üniversite olmanın ötesinde başka bir şey olur. Yaşının enerji dolu döneminde geleceğe ilişkin yol haritasını oluşturacak gencin kendini tanımsı ve gerçekleştirmesinde üniversite ortamı birinci derecede çok çok önemlidir. Bu anlamda üniversitelerin yönetimleri ve yönetimlerin üniversitelilik ufku da önemli.
Her şeye devlet memuru gözü ile bakan, yeniliğe açık olmayan üniversitelerde gençlik de kendini yenileyemez. Üniversitede nitelikli bir bilim ortamı yaratamaz.
Batı ülkelerinde öğrencilerin okuyacakları üniversite tercihlerinde bu durumda dikkate alınmaktadır.
Batı ülkelerinde öğrencilerin okuyacakları üniversite tercihlerinde bu durumda dikkate alınmaktadır.
Özet ve Öneri
ÖSYM verilerine göre üniversiteye hazırlanan öğrencilerin akademik başarıları yıldan yıla düşmektedir. Normal bir öğrencinin tüm sorular üzerinden % 50 başarı durumu oldukça çok küçük olup ülkemizin gelecekteki akademik başarısı da ilerde düşecek anlamına gelmektedir.
ÖSYM verilerine göre üniversiteye hazırlanan öğrencilerin akademik başarıları yıldan yıla düşmektedir. Normal bir öğrencinin tüm sorular üzerinden % 50 başarı durumu oldukça çok küçük olup ülkemizin gelecekteki akademik başarısı da ilerde düşecek anlamına gelmektedir.
Bunun bir diğer anlamı da önümüzdeki 20-30 yıl için ülkemizin çok başarılı bilimsel çalışmaların beklenmeyeceği yönündedir. Hep vurguladığımız gibi öğrencilerin dil bilgisi dahi seviyelerinin düşmesi, genel kültür yönünden yetersiz olmasının temel nedeni sınava ve teste dayalı eğitim modeli. Buna göre önümüzdeki yıllarda bu ülkede nitelikli yazar, şair ve sanatçının çok çıkmayacağı söylenebilir.
Önerim Milli Eğitim Bakanlığının artık ciddi önlem alması ve üniversiteler ile koordineli çalışarak Türkiye’nin büyüklüğüne yakışır bir nitelikli ve çoklu bilgi ile donatılmış insan yetiştirmesi gerekir. Yoksa bir birimizi kandırmayalım. Bu gidişat ile on yıl sonra da aynı yerde olduğumuzu göreceğiz. Türkiye daha iyisini hak ediyor.
14 Mart 2011 Pazartesi
(A.Ü.) Rektörlerin Eğitim Yılı Açış Konuşmaları 1946-2004
Ord. Prof. Dr. SEVKET AZ Z KANSU - REKTÖR (1946-1948)
1319 yılında Edirne’de dogmus, 1340 yılında, Istanbul Darülfünun Tıp Fakültesinden mezun olmustur. 26.12.1340 tarihinde, Bala Kozan Hükümet tabibi olarak göreve baslamıstır. 18.12.1926 tarihinde, Darülfünun Tıp Fakültesi Asistanlıgına atanmıs olup, 01.08.1933 tarihinde, Istanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Antropoloji Profesör Muavinligine atanmıstır. 19.04.1934 tarihinde, Profesörlüge yükseltilmistir. 01.12.1935 tarihinde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Cografya Fakültesi (Antropoloji) Profesörlügüne atanmıstır. 9.7.1939 tarihinde, Ord. Profesörlüge yükseltilmistir. 1946-1948 yılları arasında iki yıl Rektörlük yapmıstır.
1946-1947 ÖGREN M YILI AÇIS KONUSMASI
Pek Sayın Cumhur Baskanımız, Sayın davetlilerimiz, Sayın Milli Egitim Bakanımız, Sayın Profesörler ve Ögrenciler:
Türkiye Cumhuriyeti’nin Devlet merkezi Ankara’nın Üniversitesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 13.06.1946 tarihinde kabul ettigi 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile 18 Haziran 1946’da özerk ve tüzel kisilige sahip olarak kuruldu.
Senato, 04.07.1946 toplantısında, Üniversitemizin ilk ögrenim yılının açılıstarihini, 21 Ekim 1946 olarak kabul etti.
Devrim Türkiye’sinin ilk Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920 tarihinde toplandıgı ve 13 Kasım 1923 tarihinde Millet Meclisi’nin kabul ettigi bir kanunla “makarr-ı idaresi” ilan olunan Ankara sehri, medeniyet tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Insanlık sergüzestinin ilk anlarından itibaren, Ankara’nın süreli biryerlesme yeri oldugunu görüyoruz. Ankara’nın yerlesme tarihi eski tas medeniyeti dedigimiz çaglardan itibaren baslar. Tas devri insanlarından sonra, madenler çagıinsanları da Ankara’da yerlesme izlerini bırakmıslardır. Yazılı tarih devirlerindeAnkara’nın Frikyalılar ve onlardan sonra Lidyalılar, Galatlar, Persler, Romalılar,Bizanslılar ve Anadolu’nun kesin olarak Türklesmesinden sonra da Selçuklular,Ilhaniler ve Osmanlılar tarafından iskan edildigi malumdur.
Ancak Hitit medeniyetinin Ankara’da izlerine kat’ı tesadüf olunmus degildir. Bazı arastırıcıların “Ankara” adı ile Hititlerin Ankuva sehri adı arasında biriliski kurmak istemelerine ragmen, bugünkü teoriye göre Ankuva sehrinin Ankara degil Yozgat ilimizde bulunan ve büyük bir Hitit sehri oldugu anlasılan Alisarolacagı düsünülmektedir. Tarih boyunca Ankara’nın adı zaman zaman “Ankyra,Ancyre, Engüriye, Engürü, Angara, Angora” olarak söylenmis ise de, Isa’dan önceüç bin yıldan bugüne kadar pek az degisiklikle aynı adı tasımıstır.
Romalılar devrinde “Ankara’nın demokratik teskilata malik bir sehiroldugunu ve bütün hakların halkta yani Demos’da bulundugunu,” kitabeler bize söylemektedir.
Ankara’nın Tarihinde Selçuk ve Osmanlı devirleri arasında yer alan Ahi esnaf teskilatı bazı arastırıcıları Ankara’da bir ‘Ahiler Sehir Cumhuriyeti’nden bahse sevk etmistir.
Tarihinde kısaca Augustus, Caracella, Sapur, Ahi Hüsamettin, Serafettin,Orhan Bey, I Murat., Timur, Yıldırım Bayazıd, Mehmet Çelebi, Hacı Bayramıveliv.s. gibi sahısların yer aldıgı Ankara, devrim Türkiye’sinin merkezi olduktan sonra büyük Atatürk ve Inönü gibi inkılap önderlerinin adlarını tarihinin seref sahifelerine kaydetmekle övünecektir.
Milyarlarca dünyalar içinde ufacık bir dünya olan yuvarlagımızın üzerinde hayat olayının bir sonucu diyebilecegimiz insanlık sergüzestini, yani tarih vemedeniyetin basladıgı uzak devirlerden beri bugüne kadar insan kültür tarihini inceleyenler, insan topluluklarının ve medeniyetlerinin çesitliligi üzerine dikkatiçekmislerdir.
Bugünkü bilgimize göre, insan toplulukları dünyasında, bazı büyük medeniyet çevreleri vardır. Birçok milletler gibi Türk toplulugu da tarihinin bazıanlarında bir medeniyet çevresinden diger bir medeniyet çevresine yönelmistir. Türkdevrimi dedigimiz muhtesem olay da çagdas Türk toplulugunu kesin olarak Batı medeniyet çevresine sokmak tesebbüsünü ele almıstır.
…
Rektörlerimizin Eğitim Yılı Açış Konuşmaları 1946-2004
Editör: Doç. Dr. Dogan Atılgan
Ankara Üniversitesi Yayınları; 219
PDF Dosyası (450 sayfa)
7 Şubat 2011 Pazartesi
Ohio State Üniversitesi Örneğinde Amerikan Üniversitelerinde Eğitim ve Araştırma
İbrahim Ortaş (iortas@cu.edu.tr)
Çukurova Üniversitesi
![]() |
| Ohio State Univ. |
2010 yılının son altı ayında Ohio State Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak bilimsel araştırmalarda bulundum. Bilimsel ve sosyal olarak zenginleştiğim bu sürede Amerikan üniversite sistemleri, araştırma politikası ve bilimsel başarının arkasındaki gelişmeleri izleyebildiğim kadarı ile inceleme ve öğrenme şansına sahip oldum.
Öğrenci sayısı, akademik kadrosu ve fiziki yapısı ile Amerika'nın ilk üç büyük üniversitesi arasında yer alan Ohio State Üniversitesi tarım koleji olarak eğitime başlamış. Ancak bugün 5000 öğretim üyesi, binlerce kişilik araştırancı kadrosuna sahip devasa bir üniversite haline gelmiştir. Ohio State son derece iyi organize olmuş ve iyi yönetilen bir üniversite. İleri düzeyde bilimsel araştırma ve eğitim imkânı sunan üniversite, bilimsel başarıyı dikkate alarak Amerikan üniversiteleri arasında hak ettiği bir konuma erişmiştir. Üniversitede bilim ve eğitim adeta profesyonelce yapılıyor. Son derece derse iyi hazırlanmış yetkin öğretim üyeleri, aktif öğrenme metoduna uygun olarak ders materyallerini ayrıca web ortamında da öğrenciye sunmaktadırlar. Üniversitenin ders işleme yöntemi, dönem ödevleri ve öğrenciye sağlanan kaynaklar incelenmeye değer niteliktedir. Öğrencilerin ders yılı sonunda hocayı değerlendirmesi sistemin işleyişini aksamadan sürdürülmesini sağlamaktadır.
Üniversitenin en önemli özelliği bünyesinde iyi bilim insanlarını tutabiliyor olmasına bağlanabilir. Öğretim üyesi ve yönetici belirleme ölçütleri herkese açık ve amaca uygun seçim ve seleksiyon yapılmaktadır. Üniversitenin başarısı tamamen iyi bilim insanı kadrosu, güçlü yönetimi ve toplumda gördüğü desteğe bağlı olmaktadır. Üniversite hatırı sayılır nitelikte milyarlarca dolarlık proje ve kaynak bulabilmektedir. Kaynaklar ve projeler yine üniversitenin yönetimi ve iyi bilim insanları tarafından sağlanmaktadır. Üniversite, öğretim üyelerini ve yöneticilerini başarı ve niteliğe göre seçmektedir. Başarı ölçütüne göre bilim insanları maddi (maaş) ve manevi (araştırma ve yayın yolu ile saygınlık ve destek görme) doygunluğu yaşamakta ve üniversitede kendilerine yer bulmaktadırlar. Üniversitede çok başarılı Türk bilim insanları da bulunmaktadır.
Amerikan üniversitelerinde ek ders kavramı yoktur. Her öğretim üyesinin zamanının ne kadarı ders vermekle, araştırma yapmakla veya yayın faaliyetlerinde olacağı üniversitedeki kadroya alınma koşullarına göre başlangıçta saptanıyor, zamanla, gerektiğinde bu görevlerin orantısı arasında bir değişiklik yapılabiliyor.
Amerikan üniversitelerinde bilim insanları arasında ciddi bir rekabet bulunmaktadır. Ancak bu rekabet belirli makam ve mevki için değil tamamen bilimsel üretimi artırmak, beklentilerin üzerinde bir başarı gösterebilmek içindir.
Üniversitenin fiziki yapısı, kendine özgü öğretim üyeleri profili, belirli alanlardaki bilimsel öncülüğü ve yönetim anlayışı ile farklılık oluşturmaktadır. Üniversite toplumsal hizmet ve yayın yolu ile toplumdan ciddi destek görmektedir.
Bilim ve teknoloji Amerikan toplumunun yaşam biçimini belirlediği için toplum ve devlet katında bilim ve üniversite değer görmektedir. Bunun için sistem kişiden çok başarıya endekslenmiş, her türlü maddi ve manevi desteği üniversiteye veriyor.
Amerikan üniversitelerinde eğitim ücreti yüksek olduğu için parası olmayan kişilerin okuma şansı azalmaktadır. Dikkatlerden kaçmayan bir gözlem üniversitelerde az sayıda Afrika kökenli Amerikan öğrencinin üniversitede eğitim görmesidir. Bu da toplumun alt tabakasındaki kişilerin üniversite eğitiminden yeterince yararlanamıyorlar. Bilimsel araştırmalara özel sektörün özelliklede ilaç ve silah endüstrisinin sağladığı proje destekleri ve talepleri ile üniversitelik anlayışının zaman zaman bağdaşmadığı ve kaygı yaratığı basına yansıyan bilgilerden anlaşılmaktadır.
Kısa sürede de olsa üniversitede araştırma yapma, derslere katılma ve yayın yapma şansına sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Benim açımdan her yönü ile yararlı geçen ziyaretin önemini, diğer araştırmacılara da önerim. Aralıklarla yurtdışına çıkmak dünyadaki gelişmeleri izlemek yararlı olmaktadır. Bizler yabancı ülkelere giderek bilgi ve görgümüzü artırdığımız gibi diğer ülke bilim insanlarının da ülkemize gelmelerini ve onların da bizde de ekolojik çeşitlilik ve tarihi zenginlik açısından öğrenecekleri olduğunu düşünüyorum ve bunu da değişik vesileler ile tanıştığım öğretim üyelerine belirttim. Bu bağlamda Türkiye üniversiteleri bünyesinde yabancı bilim adamı da bulundurmayı sağlayacak yasal düzenlemeye gidilmesi yararlı olacaktır. Bu, üniversitelerimize canlılık ve taze kan getirecektir.
Konu ile ilgilenenler için Amerikan Üniversitelerindeki İşleyiş Özelde Ohio State Üniversitesindeki gözlemlerim ile ilgili geniş bilgi aşağıda belirtilmiştir.
Ohio State Üniversitesi
Amerika'daki en büyük üniversite Ohio State Üniversitesidir. Bu Üniversitenin başlangıcı, başkan Abraham Lincoln'un 2 Temmuz 1862'te çıkardığı ve Amerika'nın her Eyaletinde bir Üniversitenin halkın isteklerine cevap verecek şekilde kurulması için eyaletlerin büyük bir arazisinin bu tip üniversitelerine tahsis edilmesine kadar gider. Ohio State üniversitesi 1860'lı yıllarda "Ohio Agricultural and Mechanical College" olarak birkaç öğrenci ile öğretime başlamış. Bölgenin tarım potansiyeli düşünülerek yapılanma tarım öğretimi üzerine şekillenmiş. Bugün hemen her alanda eğitim veren bir Üniversite haline gelmiştir. Ziraat fakültesinin üniversitede hala önemli bir yeri olmasına rağmen öğrenci sayısı bakımından basta gelen fakülteler arasında değildir. İlk eğitime 17 Eylül 1873 de 24 öğrenci ile Eski Neil çiftliğinde öğrenime başlamış. 1878 de tarım kolejinin ismi "The Ohio State University" olarak değiştirilmiş. 2011 yılı rakamlarına göre simdi Üniversitenin bütün 5 kampuslarını kapsayan öğrenci sayısı 61.958, an
Üniversitenin Belirli Alanlarda İddiaları Var
Üniversite bir çok konuda iddialı. Tıp Fakültesi kanser hastalıkları alanında temel araştırmalarında iddialı. Gıda ve tarım araştırmalarında başarılı. Birlikte çalıştığım hocamın başında olduğu Karbon Araştırma Merkezi tarım-toprak yönetimine bağlı iklim değişimleri konusundaki araştırmaları ile önemli bir etki yaratmış bulunuyor. Yönetim mastırı (MBA) bir şekilde ikinci öğretim veya gece eğitiminde Amerika'daki ilk 5-10 üniversite arasındaymış.
...
9 Ağustos 2010 Pazartesi
Kahve Dostlarından Gelenler (VIII)
"Barikâ-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar"
(Gerçeğin ışığı fikirlerin çatışmasından doğar)
Namık Kemal
Çocuktan Kapıkulu Yaratmak, Serdar Degirmencioglu
Zamanı Tersine Yaşamak, Yuksel Erdogru
TÜRK MİLLETİNİN GELECEĞİ…, Kemal KOÇAK
Tengri on Mars, Hasan Bulent Paksoy
SORUN’U KİM VE NASIL ÇÖZER?, Sabahattin Talu
Postmodern Sofistlerin Retoriği, Tuncay Temiz
Kyrgyzstan: Post-Referendum, Sureyya Yigit
Farklı eğilimdeki düşüncelere açık olan kahvemizde yer alan yazıların sorumluluğu sahiplerine aittir.
ilgili konular
düşünce,
eğitim,
siyaset,
uluslararası ilişkiler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Anket Sonuçlari
- Seçim Anketi (25 Haziran- 5 Temmuz 2010)
- "Demokratik Açılım" Anketi (13/11/09-20/11/09)
- Seçim Anketi (9/3/09-27/3/09)
- AKP/AK Parti Kapatma Davası (17/3/08-24/3/08)
- Seçim Anketi (11/7/07-21/7/07)
- Kimlik Anketi (12/4/07-28/5/07)
- Büyük Erdemler Anketi (20/3/07-11/4/07)
- Düşünce Kahvesi Anketi (20/3/07-11/4/07)
- Cumhurbaşkanlığı Anketi (2/3/07-5/4/07)
- Siyasi Yelpaze Anketi (20/11/06-2/3/07)
